davamda haklıyım MEB Hakkımı iade et

19/7/2007 ·

DANIŞTAY BAŞKANLIĞI’NA
ANKARA
Yürütmeyi Durdurma İstemlidir

DAVACI          : Ahmet Dündar adına ve kendi adına asaleten EĞİTİM-İŞ SENDİKASI
ADRES            : Ataç 1. Sk. 42/5
VEKİLLERİ     : Av.Tansu Batur, Av.Jale Kural, Av.Bahadır Turan Durmaz
ADRES            : Meşrutiyet Cad. Berker Apt. 3/14–16 Kızılay / ANKARA
DAVALI          : Milli Eğitim Bakanlığı / Ankara
KONU              : Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü 06.12.2006 tarih ve B.08.0,ETG.0.21.01.04.00–209.0/20151 sayılı düzenleyici işleminin “eksik düzenleme nedeniyle” öncelikle yürütmesinin durdurulması ve sonrasında iptali isteminden ibarettir.
T.TARİHİ        : 09.01.2007
OLAYLAR       :
1.
Ahmet Dündar, yıllardır Eğitici Bilgisayar Formatör Öğretmeni veya Bilgisayar İl Koordinatörü sıfatına sahiptir. Yurtdışında görevlendirmelere gitmiş, 7000’in üzerinde belge hazırlamış, yıllarını bilgisayar eğitimi almaya/vermeye harcamıştır.
2. 2007 yılının ilk altı ayı için yapılacak görevlendirmelere ilişkin olarak Ahmet Dündar’a, Valiliğe hitaben yazılan 22.12.2006 tarih ve 21265 sayılı yazı (Ek-2),  tebellüğ ettirilmiştir. Söz konusu yazıda, 2007 yılının ilk altı ayında görevlendirileceklere ilişkin olarak aranan kriterlerin belirlendiği, ilgi tutulan 06.12.2006 tarih ve 20151 (Ek-3)  sayılı dava konusu işlem nedeniyle yeni yapılacak görevlendirilmelerde yer alamayacağı belirtilmiştir. Ahmet Dündar ve dolayısı ile asaleten kendi adına davacı olan Eğitim-İş Sendikası, dava konusu düzenleyici işlemden 09.01.2007 tarihinde haberdar olunduğundan, bu tarih esas alınarak işbu dava süresi içerisinde ikame edilmiştir. 
3. Dava konusu düzenleme, B planı dahilinde Türkiye genelinde bütün Valiliklere (İl Milli Eğitim Müdürlüklerine) gönderilen icrai nitelikte bir düzenlemedir. Dava konusu düzenlemenin 3. maddesi, -öncekinden farklı olarak- dört yıl ve üzeri lisans mezunu olmayanlara görevlendirme yolunu kapatırken, “eksik düzenleme yapmak suretiyle” söz konusu sıfatı haiz olup uzun yıllardır bu görevi yapan öğretmenleri ayrık tutmamak suretiyle binlerce formatör öğretmeni mağdur etmiştir.
4. Bilgisayar formatörleri (koordinatör) ile ilgili ilk düzenleme, 15.03.1993 tarihinde Tebliğler Dergisinde yayınlanan; “Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Örgün ve Yayın Eğitim Kurumlarında Bilgisayar Lab. Kurulması ve İşletilmesi ile Bilgisayar ve Bilgisayar Koordinatör Öğretmenlerinin Görevleri Hakkındaki Yönerge” ile yapılmıştır. Bu yönergede bilgisayar formatörleri öğretmenler için objektif kriterler aranmaktadır. Bunlar;
n       Öğrenimleri sırasında bilgisayarla ilgili ders almak,
n       Programlarla ilgili hizmet içi eğitim kurslarını başarı ile tamamlamış olmak,
n       Hizmet içi eğitim kurslarının dışında açılan kursları başarı ile bitirmiş olmak
şeklinde özetlenebilir. Bakanlıkça bilgisayar koordinatörleri (formatör) öğretmen olarak seçilebilmek için,
n       En az üç yıl bilgisayar dersini okutmak,
n       En az üç yıl mesleki kıdeme sahip olmak,
n       Orta derecede İngilizce bilmek
şartlarına sahip olanlar arasında yapılacak sınavı başarmak ve sonrasında yapılacak hizmet içi eğitimi almak şartı öngörülmüştür.  Asıl konumuz olan görevlendirmelerde esas alınan kriterler ise;
n       Bilgisayar koordinatör öğretmenliği hizmet içi eğitimi kursuna giriş sınavını kazanmak,
n       Buna müteakip konu ile ilgili kursu başarı ile tamamlamak,
n       Okul öncesi eğitim ve ilkokullarda bilgisayar dersleri olmaması nedeniyle bu okullarda çalışan öğretmenlerden özel bilgi beceri ve yeteneklerine göre Bilgisayar koordinatörlüğü hizmet içi eğitim kurslarıyla yetiştirilmiş olmak ,
şeklindedir.
5. 27.06.2001 tarihinde B.08.0.ETG.021.04.00.000.2/ 5985  - 2001/53 sayılı genelge ile ise, bilgisayar formatör öğretmeni bulunmayan okullardaki boşluğun giderilmesi için, bilgisayar formatörü öğretmenliği kursları düzenlenerek yetenekli, nitelikli ve istekli öğretmenlerin formatörlük eğitimi almalarının sağlanması öngörülmüştür.  Bakanlık, söz konusu genelge ile “bilgisayar formatörü öğretmen açığını kapatmak için” yetenekli, nitelikli ve istekli öğretmenlere, bilgisayar formatörü öğretmenliği kursları almaları sağlayacağını belirtmiştir. Yani diğer bir değişle nitelikli ve istekli olan öğretmenler, bilgisayar formatör öğretmenlik kursları alarak formatör öğretmen olmaları yönünde bizzat Bakanlık tarafından ısrarla teşvik edilmişlerdir. Ve bunun için de yetenekli, nitelikli ve istekli olmak dışında bir sınırlama getirilmemiştir.

6. 2006 yılında B.08.0.ETG.0.21.01.04.00–300 sayı ile yapılan duyuruda bilgisayar formatör öğretmenlerinin iş hacminin çok arttığı ve dolayısı ile eğitici bilgisayar formatör öğretmenlerine büyük ihtiyaç doğduğundan bahisle” sınav açılacağı belirtilmiştir. Davalı idare yukarıdaki genelge ile aynı paralel şekilde ısrarla öğretmenleri bilgisayar formatörü olmak üzere teşvik etmiştir.
7. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin bilişim teknolojisi araçlarını derslerine entegre etmelerine yönelik olarak 2003 yılından itibaren “Intel Gelecek İçin Eğitim” programları da uygulanmaktadır. Söz konusu eğitim programı en son 2006 yılı sonunda yapılmış ve muhtemelen önümüzdeki dönemde de devam ettirilecektir. Bahsi geçen “Intel Gelecek İçin Eğitim Programı”nın uygulanması ile program sonu itibariyle (2003-2006) 65.115 öğretmen eğitilmiştir. (EK-4) 
8. Yine davalı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından çeşitli zamanlarda; “Intel Gelecek İçin Eğitim Programı”, “MEB Formatör Öğretmen Eğitim Kursu”, “Eğitici Formatör Öğretmen Yetiştirme Kursu”, “Eğitici Bilgisayar Formatör Öğretmen Tekamül Eğitim”leri verilmiştir. Bu eğitimler sonunda; 15.03.1993 tarihli “Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Örgün ve Yayın Eğitim Kurumlarında Bilgisayar Lab. Kurulması ve İşletilmesi ile Bilgisayar ve Bilgisayar Koordinatör Öğretmenlerinin Görevleri Hakkındaki Yönerge” doğrultusunda, 31.12.2206 tarihine kadar 6 ayda bir İl Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından teklif edilenler için Bakanlık Makamının görevlendirme oluru ile görevlendirmeler yapılmakta idi.
9. ANCAK DAVA KONUSU 06.12.2006 TARİH VE B.08.0,ETG.0.21.01.04.00–209.0/20151 SAYILI MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI EĞİTİM TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN YAPILAN DÜZENLEYİCİ İŞLEM İLE; eğitici bilgisayar ve formatör öğretmenlere BUGÜNE KADAR Milli Eğitim Bakanlığı tarafından çeşitli eğitimler verildiği, 2007 yılının ilk 6 ayında görevlendirilecek öğretmenlere yeni eğitimler yapılmasının planlandığı, yeni eğitimlerle de öğretmenlerin niteliklerinin yükseltilerek, bilişim alanında yürütülmekte olan projelerin daha üst düzeyde desteklemeleri hedeflenmekte olduğu belirtildikten sonra, eğitici bilgisayar formatör öğretmenlerin titizlikle belirlenmesinin önem taşıdığı ifade edilmiştir. Bir başka deyişle, 2007 yılının ilk 6 ayında görevlendirilecek olan öğretmenler titizlikle belirlenecek, SADECE BELİRLENECEK OLAN ÖĞRETMENLER GÖREVLENDİRİLECEK VE SADECE GÖREVLENDİRİLEN ÖĞRETMENLERE YENİ EĞİTİMLER VERİLECEKTİR.
Dava konusu işlemde, 01.01.2007–30.06.2007 tarihleri arasında yapılacak olan görevlendirmeler için İl Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından teklif edilecek öğretmenlerde aşağıda belirtilen esas ve usullere göre ve istekli öğretmenler arasından tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
                    
“……………...“En az lisans (dört yıl ve üzeri) mezunu olan
öğretmenler, eğitici bilgisayar formatör öğretmen olarak teklif edilecektir…………….……….”

Diğer bir değişle, yıllardır hizmet içi eğitim kursları ile bilgisayar formatörlük eğitimi almış, Bakanlığın ısrarlı yönlendirmeleriyle kendini özel olarak yetiştirmiş, hizmet içi eğitim dışında özel kurslara da katılmış, girdiği sınavlarda başarı göstermiş, konunun uzmanı olduğuna ilişkin olarak başarı belgeleri almış, ancak en az dört yıl ve üzeri lisans eğitimi almamış olanlara dava konusu düzenleyici işlemle amiyane tabirle, “siz artık bize lazım değilsiniz” denmektedir. Dört yıllık lisans mezunu olmayan bilgisayar formatörü öğretmenler, İl Milli Eğitim Müdürlüklerine “neden bizim görevlendirmelerimiz yapılmadı” şeklinde başvurduklarında aldıkları cevap dava konusu düzenleyici işlem “ilgi” tutulmuştur. Bu sebeplerden dolayı işbu davanın açılma zorunluluğu doğmuştur.
10. Altı ayda bir görevlendirilen Bilgisayar Formatörü Öğretmenlerinin görevlendirilmeleri ve ek ders ücretleri 16.12.2006 tarih ve 26378 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararın” 21. maddesi gereğince, kadrolarının bulunduğu kurumlar tarafından ödenir.
11. Dava konusu (düzenleyici) işlemi düzenleyen MEB Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü, bilgisayar formatörleri öğretmen hakkında işlem yapma yönünden Bakanlık oluru ile tek başına yetkilidir. İl Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından teklif edilenler Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğünde toplanıp bakanlık oluruna sunulur. Yani diğer bir değişle; hangi eğitimlerin verileceğine, kimlere hizmet içi eğitim verileceğine, hizmet içi eğitimlerini tamamlayanlardan kimlerin “öğretici” olabileceğine, İl Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından kimlerin teklif edilebileceğine, karar veren tek icrai organdır. O bakımdan yaptığı düzenlemeler veya müdürlüklere yazdığı yazılar icrai nitelikte olup müdürlükleri bağlamaktadır.  

AÇIKLAMALAR:
EHLİYET HAKKINDA
Davacı Eğitim-İş sendikası, Ahmet Dündar ve Ahmet Dündar ile aynı durumda olan diğer sendika üyelerinin haklarını korumak ve gözetmek durumundadır. Bilindiği üzere, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 19/f maddesi ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’nun 03.03.2006 tarih, 2005/1 Esas, 2006/ Karar sayılı hükmü uyarınca kamu görevlileri sendikaları, üyeleri hakkında tesis edilen bireysel (sübjektif) işlemlere karşı üyelerini temsilen dava açma hak ve yetkisine sahiptir. Kararın sonuç kısmı aynen şu şekildedir:

“…………4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu'nun 19'uncu maddesinin (f) bendi uyarınca kamu görevlileri sendikaları ve üst kuruluşlarının üyeleri hakkında tesis edilen bireysel (sübjektif) işlemlere karşı üyelerini temsilen dava açma ve bu nedenle açılan davalarda taraf olma hakkı bulunmaktadır…….”

Dolayısıyla, işbu davada müvekkil Eğitim-İş’in üyesi adına taraf ehliyeti olduğuna şüphe yoktur. 

ESAS HAKKINDA 
1.     BİLGİSAYAR FORMATÖR ÖĞRETMENLERİNİN, FORMATÖR ÖĞRETMEN OLMAYA YETER NİTELİKTE EĞİTİMİ ALIP BU EĞİTİMİ BAŞARI İLE BİTİRDİKLERİNE DAİR SERTİFAKA SAHİBİ OLMALARININ YANINDA İLGİLİ YÖNERGEDEKİ KRİTERLERE SAHİP OLDUKTAN SONRA BUGÜNE KADAR BİLGİSAYAR FORMATÖR ÖĞRETMEN OLARAK ÇALIŞMALARINA ENGEL OLUNMAYIP BUGÜNDEN (01.01.2007) SONRA HER TÜR YETERLİĞE SAHİP OLSALAR BİLE DÖRT YILLIK LİSANS EĞİTİMİ ALMAYANLAR ARTIK BİLGİSAYAR FORMATÖR ÖĞRETMEN OLAMAZLAR DEMEK; KAZANILMIŞ HAKLARI İHLAL ETMEK ve İDARİ İSTİKRAR İLKESİNİ HİÇE SAYMAK DEMEKTİR. DAVA KONUSU DÜZENLEMEDE KAZANILMIŞ HAKLARI KORUR KURALLAR GETİRİLMEMİŞTİR.

Konuyla ilgili sağlıklı bir hukuki değerlendirme yapabilmek için, “kazanılmış hukuki durum” kavramı ile “kazanılmış hak” kavramı arasındaki temel farklılığın izahı zorunludur düşüncesindeyiz. Zira, dava konusu düzenleme ile bilgisayar formatörü öğretmenliği için getirilen “yeni kriter”, hukuka uygun olsa dahi öneki düzenlemeler ve ısrarlı teşviklerle formatörlük sıfatını elde edenlerin hukuki durumunu yok saydığı için ; hukuka uygun olmayan işlemlerin geri alınması durumunda dahi “kazanılan parasal haklar açısından korunan” kişilerin, somut olaydaki gibi hukuka uygun bir işlemin geri alınması halinde daha yoğun bir korumadan yararlanmaları gerektiğini ortaya koymak zorunludur. 

Kazanılmış hak ve kazanılmış durum ayrımında, düzeltilen/geri alınan işlem hukuka uygun ise “kazanılmış hak”ın varlığı kabul edilecek ve bu halde kanaatimizce dava konusu düzenlemenin hukuka aykırılığı ortaya çıkacaktır. 

Bilindiği üzere hukuka uygun olmayan işlem geri alınmışsa, artık “kazanılmış haktan” değil “kazanılmış durumdan” söz edilebilir. Kazanılmış durum söz konusu olduğunda ise; hak, ilerisi için devam etmemekle birlikte, ekonomik anlamda geçmişteki durum tanınır. Bu konuya 27.01.1973 tarih 1972/6 E. ve 1973/2 K. Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı ışık tutmuştur:

“Kazanılmış hak hukuka uygun bir işlemde doğar ve işlem geri alınsa bile, ilerisi için devam eder.

 

Yerleşmiş kazanılmış durum kavramı ise, hukuka aykırı bir işlemin geri alınması üzerine artık ilerisi için işlemin hüküm ifade etmeyeceğini, fakat geçmişte kalan durumun da tanınması gerektiğini ifade eder, yani işlemin ilerisi için değiştirildiği, düzeltildiği anlamına gelir. Onun için hukuka aykırı yanlış işlem, süresi geçtikten sonra geri alınsa bile sonrası için kişiye bir hak bahşetmez, yalnızca geçmişteki durumun parasal da olsa tanınması sonucunu doğurur…”

Kararda yapılan tanımı da göz önüne alarak “ kazanılmış hukuki durum”u ; “yokluk ve idarenin açık hatası ve kişinin gerçek dışı beyanı ya da hilesi olmaksızın kurulan hukuka aykırı idari işlemin iptal davası açma süresi geçtikten sonra geri alınması halinde, kişi yararına doğan özel hukuki durum” olarak tanımlamak mümkündür.

Danıştay, kazanılmış hak olup olmadığını saptarken genel hukuki durumların kişiler hakkında uygulanıp uygulanmadığını araştırmaktadır. Danıştay’a göre “Kaide tasarruflarla kabul edilen hukuki vakıa ve esaslar ferdi durumlara inkilap etmedikçe müktesep hakların varlığından bahsedilemez” (Danıştay 12. Dairesi 24.01.1966 tarih ve 1966/109 E. DKD 100-102, s.404). Yine Danıştay’a göre, “elde olunmuş bir hakkın bulunduğunun kabul edilebilmesi için objektif bir hukuk kaidesinin kişi hakkında uygulanması veya kendiliğinden uygulanacak hale gelmesi” gerekmektedir. Diğer bir değişle kişisel işlem sonucu hakkın kazanılması gerçek bir kazanmadır. Kazanılmış hak, kişiselleşmiş ve onun malı olmuş olan haktır. Danıştay 8. Dairesi benzer bir uyuşmazlık üzerine verdiği bir kararda idari istikrar ilkesinin koruması gerektiği menfaati kristalize etmiştir:

Danıştay 8. Dairesi 18.09.1980 tarih 1979/18711 E. ve 1980/2683 K. Sayılı kararında;

“… İdari işlemlerde istikrar ilkesinin idare hukukunun en önemli ilkelerinden biri olduğu idarece tesis edilen bir işlem veya aynı amaca yönelen işlemler dizisinin arada makul bir istikrar süresi geçtikten sonra başka bir işlemle geri alınmasının, kazanılmış durumları ortadan kaldırması halinde… idari istikrar ilkesine aykırı düşeceği…”

GÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE, DANIŞTAYIMIZ UYGULAMASINDA DA, HAKTAN BELİRLİ BİR SÜRE YARARLANILMIŞ OLUNMASI HALİ “KAZANILMIŞ HAKKIN” ORTAYA ÇIKMASI İÇİN YETERLİ SAYILMAKTADIR. Nitekim 12. Daire bir kararında;

Davacının İngiltere’deki tahsiliyle lise mezunu haklarından yararlanabileceğine Milli Eğitim Bakanlığınca 1947’de karar verilmiş bulunmasına, uzun yıllar bu haktan faydalanan davacı için bu durumun müktesep hak olmasına göre…”

demek suretiyle, uzun yıllar bir haktan yararlanan davacı için bu durumun “kazanılmış hak” doğurduğunu kabul etmektedir.Ancak dikkat edilmesi gereken husus, haktan belirli bir süre yararlanmış olma durumunun, hukuka aykırı işlemlerin kazanılmış hak doğurup doğurmadığı konularında göz önüne alınmasıdır. Dava konusu olayda ihlal edilen haklar, hukuka aykırı işlemle kazanma değil, bilakis hukuka uygun işlemlerle kazanılmıştır. HUKUKA UYGUN KAZANIMLARIN KORUNMASI ELBETTE HUKUKA AYKIRI KAZANIMLARIN KORUNMASINA GÖRE DAHA ÜSTÜN NİTELİKTEDİR.

Kaldı ki, dava konusu düzenleyici işlem ile davalı idare çelişkiye düşmüştür. Zira dava konusu düzenleyici işlemde açıkça EĞİTİCİ BİLGİSAYAR VE FORMATÖR ÖĞRETMENLERE BUGÜNE KADAR MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI TARAFINDAN ÇEŞİTLİ EĞİTİMLER VERİLDİĞİ, 2007 yılının ilk 6 ayında görevlendirilecek öğretmenlere –BU EĞİTİMLERİN DEVAMI NİTELİĞİNDE- yeni eğitimler yapılmasının planlandığı, yeni eğitimlerle de öğretmenlerin niteliklerinin yükseltilerek, bilişim alanında yürütülmekte olan projelerin daha üst düzeyde desteklemeleri hedeflenmekte olduğu belirtilmiştir. Davalı dava konusu tasarrufun yukarıda olaylar başlığı altında özetlenen GENEL UZMANLAŞTIRMA PROJESİNİN DEVAMI NİTELİĞİNDE OLDUĞUNU KABUL ETMESİNE RAĞMEN, proje kapsamında eğitim almış onbinlerce öğretmeni bir anda “HİÇBİR OBJEKTİF KRİTER ORTAYA KOYMAKSIZIN” kapsam dışına çıkarmaktadır. PROJE KAPSAMINDA ISRARLI YÖNLENDİRMELERLE, BUGÜNE KADARKİ GEREKEN TÜM EĞİTİMLERİ ALAN BİNLERCE ÖĞRETMEN PROJENİN DEVAMINDA ORTADA BIRAKILMAKTADIR. Projenin başında yeterli görülüp teşvik edilen binlerce öğretmen ne olmuştur da 2007 başından itibaren yetersiz bulunmaya başlanmıştır.

Binlerce öğretmen, sırf dört yıllık lisans mezunu değiller diye mağdur edilmektedir. Bu öğretmenler artık İl Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından teklif edilmeyeceklerdir. Ancak konuya ilişkin yeterlilikleri Bakanlık tarafından kabul edilen mağdur öğretmenler, eğitici bilgisayar formatörü öğretmen olabilmek için 2378 sayılı yönerge dahil her türlü alt yapıya sahiptir ve bugüne kadar bilgisayar formatörü öğretmen olarak görev yapmışlardır. Bilgisayar formatörü öğretmen olabilmek için bugüne kadar yönergenin ve bakanlığın aradığı bütün şartları yerine getirmenin yanında bilgisayar, bilgisayar destekli eğitim, yeni eğitim-öğretim yöntemleri vb konularda bakanlığın hizmet içi eğitim dairesi tarafından açılan kurs ve seminerlere de katılmışlardır. Hatta 2000 yılından bu yana illerimizde öğretmen, idareci ve müfettişlere yönelik temel bilgisayar, bilgisayar destekli eğitim, yeni eğitim-öğretim yöntemleri vb konularda açılan hizmet içi eğitim kurslarında ÖĞRETİM GÖREVLİSİ olarak yüzlerce bakanlık personelinin de yetişmesinde görev almışlardır. Halen devam eden projelerin illerimizdeki uygulamasında İl Koordinatörü olarak görev alarak binlerce öğretmenin katılımının sağlanmasında da rol oynamışlardır. Bu kadar yıl her türlü yeterliğe sahip olarak hem formatör öğretmenlik hem eğitici formatör öğretmenlik yapan öğretmenlerin tek kusurları (!), Eğitim enstitüleri, Endüstriyel Sanat Yüksek Öğretmen Okulu (3 yıllık) İş ve Teknik Eğitim (Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni) vb okullardan mezun olmalarıdır.

Bahsi geçen dört yıllık lisans mezunu olmayıp bugüne kadar EĞİTİCİ bilgisayar formatör öğretmenliği yapan öğretmenlerin kazanılmış haklarının mevcudiyeti tartışmasızdır.

 Danıştay 5. Dairesi 06.05.1982 tarih 1979/5897 E. ve 1982/5683 K. Sayılı kararında,

“… Kaymakamlık evinde mülk bakıcısı olan ve görevine son verildiği tarihte 18 yaşını dolduran davacının, göreve başladıktan 7 yıl sonra ilkokul mezunu olmadığı ve memuriyete atandığı tarihte 18 yaşını tamamlamadığı gerekçesiyle görevine son verilmesinin istikrar ilkesi ile bağdaşmadığı…”

Danıştay 6. Dairesinin 19.01.1987 tarih 1986/247 E. ve 1987/5 K. Sayılı kararında;

“… 775 sayılı yasaya göre Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca davacıya kiralık konut olarak tahsis edilen konutun tahsisten 13 yıl sonra Bakanlıkça onaylı hak sahipliği listesinde bulunmadığı gerekçesiyle davacıya mülk konut olarak tahsis edilemeyeceği yolunda tesis edilen işlemde idari istikrar ilkesine uyarlık bulunmadığı…”

Danıştay 8. Dairesi 15.09.1998 tarih ve E. 1998/2461 K.1998/2571 sayılı kararında;

“Yukarıda anılan yönetmeliğin geçici 2. maddesinde, 20. maddede yapılan değişikliğin 1995-1996 öğretim yılından itibaren 1. yılda okuyan öğrencilerden başlayacağı öngörülmüş olup, 1994-1995 öğretim yılında okula başlayan ve 1. yılını tamamlayan, ancak ders tekrarı yapan davacı yönünden eski yönetmelik hükmü kazanılmış hak oluşturacağından, hakkında yeni yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği yolunda oluşturulan işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.”

 

Dört yıllık lisans mezunu olmayan bahsi geçen öğretmenler açısından kazanılmış hakkın mevcut olduğunun tartışmasız olması ile birlikte bu hakkın sonradan ellerinden alınıp alınmadığı konusuna değinmek yerinde olacaktır.

2.     Dava konusu idari işlem mevcut teklif edilebilir niteliğe sahip formatör öğretmenlerden dört yıllık lisans mezunu olmayanları yarış dışı tutmuştur. bilgisayar formatörü yeterliğine sahip öğretmenler her ne kadar bu yeterlilikleri ellerinden alınmamış ise de artık bundan sonra bilgisayar formatörü öğretmen olmalarının yolu kapatılmak sureti ile zımmen, kazanmış oldukları haklar ellerinden alınmaktadır.

Bilgisayar formatör öğretmen olabilmek için yeterliğe sahip öğretmenler, İl Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından teklif edilip, bakanlık tarafından olur verilir ise ancak görevlendirilebilmektedirler. DAVA KONUSU İŞLEMDE FORMATÖR ÖĞRETMEN OLARAK TEKLİF EDİLEBİLECEKLER İÇİN AYNEN;

“01.01.2007- 30.06.2007 tarihleri arasında yapılacak olan görevlendirmeler için il milli eğitim müdürlükleri tarafından teklif edilecek öğretmenlerin aşağıda belirtilen esas ve usullere göre ve istekli öğretmenler arasından tespit edilmesi gerekmektedir.

3 – En az lisans (dört yıl ve üzeri) mezunu olan öğretmenler, eğitici bilgisayar formatör öğretmen olarak teklif edilecektir.”

Düzenlemesi getirilmiştir. Buna göre dört yıl ve üzeri lisans mezunu olmayan öğretmenler eğitici formatör öğretmen olarak teklif edilemeyecek ve 2007 ilk altı ay içerisindeki hizmet içi eğitimlere katılamayacaklardır. Diğer bir değişle bugüne kadar alınan eğitimlerin artık hiçbir hükmü, yıllardır hizmet içi eğitimlere katılmanın hiçbir önemi yoktur artık. Konuyu daha iyi anlatabilmek için örnek vermek gerekirse;

Hukuk fakültesini başarı ile bitiren bir kimsenin hakimlik sınavını kazanıp yıllarca hakimlik yapmasından sonra, idarenin tek taraflı bir işlemi ile “artık bundan sonra (mevcutlar dahil) doktora yapanlar hakimlik yapacak” demesi sonrasında tekerrür eden görevlendirmelerde artık doktora yapmayan hakimlere, “sizi artık görevlendiremiyoruz” denmesi gibi bir durumdur.

Somut olay ile birebir örtüşen bir davada, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun 1996 yılında vermiş olduğu 1996/146E. ve 1996/475 K. sayılı karar, durumu net olarak ortaya koymaktadır;

“…Yönetmeliğin 8/III/B fıkrasında çeşitli tarihlerde yapılan değişikliklerle görev süresi koşulunun değiştirildiği, ancak kazanılmış haklar yönünden koruyucu kurallar getirildiği; müteahhitlik karnesinin, ilgilinin ihalesine katılabileceği iş grubunun ve keşif bedelinin tavanını gösteren ve bu belgeye sahip kişilerin, Yönetmelikte gösterilen işleri yapabilecek bilgi ve tecrübeye sahip bulunduğunu kanıtlayan bir belge olduğu, müteahhitlik hizmetlerini yapmak için gerekli olan koşulların zamanla kazanıldığı düşüncesinden hareketle, idarece, bir kamu görevine dayalı olarak verilecek karneler için makul bir hizmet süresinin kabul edilebileceği, bu durumda; mühendis veya mimar olmak koşulu aranarak görev süresinin artırılmasında ve Bayındırlık Kurulu üyelerinin ifa ettiği görevlerin farklılığı da dikkate alınarak, müteahhitlik karnesine hak kazanma bakımından değişik sürelerin öngörülmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı; ancak, davacıya dava konusu Yönetmelik değişikliğinden önceki kurallara göre verilmiş olan karnenin, karne verilmesi için öngörülen görev süresinin uzatılması nedeniyle, yenileme süresi olan üç yıllık sürenin bitiminde, yenilenmemesi durumunun ortaya çıkacağı, davacının sahip olduğu karne ile uzun yıllar, değişik işler üstlendiği ve bu zaman diliminde müteahhitlik işlerini yapabilecek bilgi ve tecrübeye sahip olduğunun kabul edildiği göz önüne alındığında, kazanılmış hakkının bulunduğunun kabulünün zorunlu olduğu, Yönetmeliğin 11. maddesinde karnelerin, verildikleri tarihten başlayarak 3 yıl için geçerli olacağı ve ilgilinin  talebi üzerine yenileneceği kuralı yer aldığından, daha önceki yönetmelik değişikliklerinde, karne almaya hak kazanma süresi yönünden kazanılmış hakların korunması yönünde bir kural getirilmemiş olması nedeniyle yapılan noksan düzenlemenin mevzuata aykırı olduğu gerekçeleriyle, Yönetmelikte, müteahhitlik karnesi almaya hak kazanma süresi yönünden kazanılmış hakların korunmasına yönelik bir kural getirilmemiş olması nedeniyle yapılan noksan düzenlemenin ise iptaline karar verilmiştir.”

 

( ARSLAN, Ahmet; SINMAZ, Emin; DÜNDAR, Tuncay; “Danıştay İdari Dava Daireleri ‘Emsal’ Kararları, II. Cilt, Turhan Yayınevi, 2007, Ankara, s.1299-1300) (EK-5)

Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu 2000/1246 E. ve 2002/17 K. sayılı kararında;

Dava konusu düzenlemenin ana ilkeleri ve amaçları yönündeki kamu yararına ve hukuka aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

 

Bununla birlikte; daha önceki sistem uyarınca, hukuk ve kamu yönetimi gibi bazı yüksek öğretim programlarına girmek için sosyal alanı seçen öğrencilerin, yeni sisteme göre bu programları tercih etmeleri halinde farklı bir alana yöneldikleri kabul edilmekte ve ağırlıklı orta öğretim başarı puanlarına 0:5 yerine 0.2 katsayısı uygulanması nedeniyle puan kaybına uğramaktadırlar.

 

Milli Eğitim Bakanlığınca düzenlenen geçiş yönergesi ile lise son sınıf öğrencilerine alan değiştirme olanağı tanınmışsa da; bu yönerge ile getirilen fark dersleri ve lise son sınıf derslerinin aynı dönemde başarmak kuralı ve üniversite giriş sınavlarına hazırlanmak zorunluluğu nedeniyle anılan düzenleme öğrencilerin mağduriyetini giderici nitelikte bulunmaktadır.

 

Bu itibarla, eğitimde imkan ve fırsat eşitliği ve idarenin güvenilirliği ile idari istikrar ilkeleri gereği, tercihlerini eski sisteme göre belirlemiş sosyal alan öğrencileri için, bir geçiş dönemi düzenlemesi içermeyen dava konusu düzenleyici işleme karşı açılan davanın reddine karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

 

( ARSLAN, Ahmet; SINMAZ, Emin; DÜNDAR, Tuncay; “Danıştay İdari Dava Daireleri ‘Emsal’ Kararları, II. Cilt, Turhan Yayınevi, 2007, Ankara) (EK-6)

 

dava konusu düzenleyici işlemde kazanılmış hakların korunması yönünde bir kural getirilmemiş olması sebebiyle noksan düzenleyici işlemin iptali gerekmektedir 

Dava konusu düzenleyici işlem ile dört yıl ve üzeri lisans mezunu olmayıp da yıllardır Eğitici Bilgisayar Formatörü olan öğretmenlerin yeni düzenlemeden sonraki durumlarının ne olacağını daha doğrusu kazanılmış haklarının korunacağına dair bir kural mevcut değildir. Aslında, kuralın mevcut olması da düşünülemez zira zaten düzenleyici işlem dört yıl ve üzeri lisans mezunu olmayan Eğitici Bilgisayar Formatörü Öğretmenleri saf dışı edebilmek adına yapılmıştır. İdare tarafından düşünüldüğü zaman kazanılmış hakların koruması, işlemin varlığını anlamsızlaştıracaktır.

3.      görevlendirmeler için öğretmenler arasından dört yıl ve üzeri lisans mezunlarının teklif edilecek olması GÖREVLENDİRME açısından objektif bir kriter teşkil etmez.

İdare, sahip olduğu takdir yetkisini kullanırken, objektif ölçütlere göre hareket etmesi gerektiğini, bu yetkinin kişisel değerlendirmelere bağlı olarak değişebilecek nitelikte olmadığını, idarenin bu yetkisini kullanırken esas alacağı nedenlerin oluşumunun tanımını, niteliğini ve sınırlarını belirlemek zorundadır. Bu bağlamda somut ve objektif gerekçeler göstermesi gerekmektedir.

Bahsi geçen eğitici bilgisayar formatör öğretmenliği, geçmiş yıl mezun olduğu fakültenin kaç yıllık olduğuna göre değil, teknik bir konu olan bilgisayarda bilgi, beceri yetenek ve sonradan aldığı eğitimle alakalıdır. Yani diğer bir değişle dört yıllık fakülte mezunu olanlar, olmayanlardan bilgisayar formatörlüğü konusunda daha yetenekli değillerdir. Böyle bir kriter teknik bir konuda OBJEKTİF BİR KRİTER OLARAK ÖNE SÜRÜLEMEZ. Söz konusu eğitici bilgisayar formatör öğretmenliği, öğretmenlerin üniversite ile kazandıkları bir unvan, statü değildir. Üniversite bittikten sonra meslek içi eğitimler ile kazanılan bir unvan ve/veya statüdür. Eğer idare tarafından bilgisayar formatör öğretmenleri arasından seçim yapılacaksa bu seçim; mevcut eğitici formatör öğretmen olma yeterliğine sahip öğretmenler arasında objektif kriterlere göre hazırlanmış bir sınav vasıtası ile eşit yarış şartları ortaya koyarak yapabilir. Ancak eğitici bilgisayar formatörü olan öğretmenlerin bir kısmını bu şekilde yarış dışı bırakması NE İDARİ İSTİKRAR İLKESİ, NE HİZMET GEREKLERİ, NE VERİMLİLİK, NE KAZANILMIŞ HAKLARIN KORUNMASI, NE DE KAMU YARARI İLKELERİ İLE BAĞDAŞIR.

Hiçbir objektif kriter belirlemeden bu şekilde, teklifin dört yıllık lisans mezunları ile sınırlanması, takdir yetkisinin idarece keyfi olarak kullanılmasına olanak sağlayacak, dava konusu işlem ile ilgililerin hakları ihlal edilecektir. Eğer bu ihlalin önüne bugün geçilemez ise de önümüzdeki diğer altı aylık dönemlerde bu ihlaller devam edegelecektir.

Benzer şekilde 657 sayılı DMK’nın 36/A/IV. Maddesi uyarınca teknik hizmetler sınıfına girebilmek için madde metninde belirlenen fakültelerden mezun olmak gerekmektedir. Ancak kamu görevinde iken gerekli nitelikleri kazanarak teknik hizmetler sınıfına girenlerin DMK 36/A/IV. Maddesinde yer alan bir üst dereceden başlatılma hükmünden yararlanamamaları konusunda Danıştay 5. Dairesi 27.12.1989 tarih 1987/1975 E. ve 1989/2557 K sayılı kararında;

“…Kamu görevinde iken gerekli nitelikleri kazanıp teknik hizmetler sınıfına girenlerin 657 sayılı Yasanın 36/A/4’de yer alan bir üst dereceden başlatılma hükmünden yararlanabileceğini kabul etmek gerekir. Kanun hükmünün yalnız memurluğa ilk girişte uygulanacağını kabul etmek, teknik eleman niteliğini girişte taşıyanlarla sonradan kazananlar arasında eşitsizlik ve haksız uygulamaya yol açar ki, böyle bir uygulama hukuk sistemimizin temel ilkelerinden olan kanun önünde eşitlik ilkesine de aykırıdır.”

 

YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI VERİLMESİ HUSUSUNDA;

Dava konusu işlem ile bugüne kadar yetiştirilen, bilgisayar formatör öğretmenlerinin hakları açıkça ihlal edilmektedir. Hak ihlalinin yanında 2007 yılının ilk altı ayındaki hizmet içi eğitimlere de dava konusu düzenleyici işlem nedeni ile katılamayacaklardır. Liyakat gereği, işin ehillerinin görevlendirilmesi gerekir. Fakat objektif bir kriter olmayan ve somut olay ile ilgili hiçbir liyakat derecesi ölçmeyen lisans mezuniyet ölçütü, dört yıllık lisans mezunu olmayan öğretmenlerin önüne engel olarak konmuştur. Bu öğretmenlerin yeterliliklerini doğru ölçebilecek bir ölçüt getirilmemiştir. Dolayısı ise haksız ve hukuka aykırı işlemden dolayı hakları ihlal edilen öğretmenlerin hem özlük açısından hem de yeni verilecek hizmet içi eğitim kurslarına katılamayacak olmaları açısından zarara uğrayacakları açıktır. Bütün bunların yanında her altı ayda bir yapılan görevlendirmeler aynı düzenleyici işlem, emredici hükümleri ile devam edeceği için bundan sonraki bütün görevlendirmelerde de aynı kıstaslar uygulanacaktır. Açıklanan hukuka aykırılık nedenleriyle, söz konusu “giderilmesi olanaksız” zararların varlığı dikkate alınarak, bir an önce (idarenin savunması alınmaksızın) yürütmenin durdurulması kararının verilmesi gerekmektedir. Yürütmenin durdurulması isteminin karara bağlanabilmesi için, davalı idarenin savunmasının alınmasına gerek duyulduğunda; SAVUNMA SÜRESİNİN KISALTILMASINI, EK SAVUNMA SÜRESİNİN VERİLMEMESİNİ, verilecek kararların MEMUR ELİYLE TEBLİĞ OLUNMASINA karar verilmesini talep etmekteyiz.

SONUÇ:

Yukarıda arz ve izah edilenler ile re’sen gözetilecek hususlar dikkate alındığında;

1.     Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü 06.12.2006 tarih ve B.08.0,ETG.0.21.01.04.00–209.0/20151 sayılı noksan düzenleyici işleminin öncelikle davalı idarenin savunması alınmaksızın yürütmesinin durdurulmasına, savunma alınmasına karar verilmesi halinde savunma süresinin kısaltılarak ek savunma süresi verilmemesine; dosya tekemmül ettiğinde İPTALİNE,

2.     Verilecek kararların memur eliyle tebliğ edilmesine,

3.     Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine

Karar verilmesini vekaleten saygılarımızla arz ve talep ederiz. TIME @ "dd.MM.yyyy" 09.03.2007

               Ahmet Dündar’ı Temsilen Kendi Adına Asaleten Dava Açan

EĞİTİM- İŞ Sendikası Vekilleri

                  Av.Tansu BATUR             Av.Jale KURAL        Av. Bahadır Turan DURMAZ

EKLER:

1.           Onaylı vekaletname sureti

1a.   Üye Yetki Belgesi

1b.   Üyelik formu                                                                                                  

2.           22.12.2006 tarih ve 21265 sayılı yazı

3.           06.12.2006 tarih ve 20151 sayılı dava konusu düzenleyici işlem

4.           09.01.2007 tarih ve 273 sayılı yazı

5.           DİDDGK 1996/146 E. ve 1996/475 K. sayılı kararı

6.           DİDDGK 2000/1246 E. ve 2002/17 K. sayılı kararı

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (1) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

Yazan:7ekitaplakazan | Tarih: 2007-07-24 13:55:51
Konu: 7 ayda tam 450000 ytl

eğer gerçekten internetten para kazanmayı istiosan 7ekitaplakazan.blogcu.com'a beklerim.. bu yazıyı sonuna kadar oku ve mutlaka ciddiye al.. sana hayatının fırsatını sunuyorum.. bence hiç vakit geçirmeden hemen gir... daha garantilisi yok!!!

Bağlantı » »